All the artworks used on this blog including the header are produced by Demon Mathiel.
Başlık dahil olmak üzere bu blogda kullanılan tüm görseller
Demon Mathiel'e aittir.

2 Nisan 2010 Cuma

girerim rüyanıza, hepinizi yerim ben

uzun zamandır blog okuyucusuyum - blog okuyucusu ne demekse. beğendiğim, düzenli takip ettiğim bloglar var hem de her çeşit ama özellikle yaşadıklarını anlatanlar ilginç geliyor bana. başka hayatları okumayı seviyorum, belki bu biraz "aa bu yalnızca bana olmuyormuş, aha benim başıma da buna benzer bir şey geldiydi, ben de yediydim aynı boku vay be" demek için. veya başka hayatları da tanımak için. sonuçta hangimiz - hakikaten hangimiz - içimizde yaşadıklarımızı dışarıya aynen yansıtıyoruz ? blog kişisel bir şey, adını sanını da gizledin mi eteğindeki taşları ferah ferah döküyorsun. bu yüzden oturup konuştuğum bir insanın anlattığı her şeye şüpheyle baksam da bloglara yazılan her kelimeye inanıyorum saf gibi - özellikle tamamen kişisel yazılanlara. "sonuçta adam niye yalan söylesin ?" di mi ya ? ha eğer yazılanlar birer kurgudan ibaretse ve hepsi tamamen ilgi çekme amaçlıysa, ben o insana acırım ya. valla.

uzun süre okuyup bir yandan da kendi hayatım/düşüncelerimle dolup taştıktan sonra burayı açmaya karar verdim. adresimi de kimseye vermedim rahat yazabilmek için. kim olursan ol seni tanıyan, her allahın günü gördüğün kişilerin yazdıklarını okuduklarını düşününce gerilirsin - ya da ben gerilirim. gerek yok hem böyle şeylere, beni tanımayanlar ne olup bittiğini bilsin, tanıyanlar bazı şeyleri bilmese de olur.

blogda fotoğraflarını kullandığım demon mathiel şu dünyada en çok hayran olduğum fotoğrafçıdır. fotoğraf çekmeyi/çekilmeyi sevmesem de bakmayı da sevmeyeceğim diye bir şey yok ya. bu adamın her fotoğrafı ayrı bir detayla doludur, adeta masalsı bir dünya sunar. adam dediğime bakma benle yaşıt puşt. polonya'ya bir gidebilsem kapısında yatıp kölesi olacağım. ooo yeah.

her yazının sonunda veya aklıma estikçe kendime küfrediyorum. kendime sövmeyi severim.

blogum yorumlara kapalı. çok beğendiğim bir bayan blog yazarı yazılarına yapılan her türlü yorumu hiç rahatsız olmadan yayınlayabiliyor ve her yazısına yorum yapan bir ordu insan var. bence bu çok cesurca, yapılan yorumları okuduğumda bazen onları yayınlayabilecek kadar özgüven sahibi oluşuna ve bunlardan huzursuz olmayacak kadar kendini tanımasına hayran kalıyorum. ben bunu yapamam, bu kadar kendinden emin biri değilim çünkü. ben yorumları açarım, biri dangalakça bir yorum yapar bende blogu kapatırım, o olur sonunda. yorumları izinle yayınlamaya dair bir aparat var tabi ama onu da kullanmam. sadece beğendiğim, beni pohpohlayan yorumları yayınlamak beni kendimden tiksindirir, o yüzden toptan kapattım bu yorum işini. zaten yoruma da ihtiyacım yok. kim türlü çeşit olayı yaşarken yanında birinin durup her anı yorumlamasını ister ki ? gerek yok. okuduğu bloglara yorum yapan biri değilim, beğendiysem ve okumak istiyorsam izlemeye alırım, kafi. eğer izliyorsam bu zaten okuyorum ve devamını bekliyorum demektir, ses vermeme gerek yok. kaldı ki verecek güzel bir sesim de yok.

ne düşünüyor ne hissediyor ne anlatmak istiyorsam onu yazıyorum. her yazı birbirinden kopuk gidiyor şimdilik gerçi. ama etiket vermeye de ihtiyaç duymuyorum. sonuçta çok açıklama gerektiren şeyler yazmıyorum, açıklama gerekirse link veririm gibi anlamsız bir düşüncem var.

" - pek güzel Luna beybi de ne diye zırvalıyorsun bunları şimdi?"


ya bende bilemedim açıkçası. böyle yorum yok etiket yok bir bok yok. sanki pek bir havada kalıyor her şey. kalsa ne olur, bir bok olmaz aslında. ben bunları saçmaladım da her şey yerli yerine oturdu mu ? yok. maksat içim rahat etsin, geceleri deliksiz uykular uyuyayım, okuyanın ahını almayayım. öpüyorum okuyanlarımı.

yazasım varmış herhalde, yatmadan önce götümü göğe erdirmezsem olmaz. f*ck off you bish Luna !