All the artworks used on this blog including the header are produced by Demon Mathiel.
Başlık dahil olmak üzere bu blogda kullanılan tüm görseller
Demon Mathiel'e aittir.

1 Nisan 2010 Perşembe

sen hiç yalnız kalmadın mı kalabalığın içinde ?

günlerdir okulu sallayıp sosyopat gibi evde oturup ders çalışıyordum, malum vize dönemi yaklaşıyor. okulu ciddiye aldığımdan değil ama yaşadığım hayattan memnunum ve bunu devam ettirebilmek için çalışmam şart, bence bu sırf öğrencilikten sayılsın diye ders çalışmaktan çok daha anlamlı bir neden. yaşadığım hayatı sürdürmek ve ileride aynı standartlarda aynı özgürlüklere sahip bir biçimde yaşamak istiyorum, bunun için gerekirse ders de çalışırım okulu da bitiririm.
neyse, günlerdir dört duvar arasında ucube gibi yaşamaktan sıkıldığım ve rinch her allahın günü arayıp ölüp ölmediğimi kontrol ettiğinden onun içini rahatlatmak istediğim için okula kadar şöyle bir uzanıverdim. anam o ne hal ! okulda okulluk kalmamış, bildiğin festival alanına dönmüş kampüs. bahar geldi nisandayız falan tamam ama abartmanın alemi yok. her taraf çimen yeşillik niyetine insanla dolu, her köşede ayrı bir geyik, her köşeden bambaşka bir kahkaha patlıyor. herkes gökkuşağı gibi giyinmiş, etrafta bir renk cümbüşü ki sorma gitsin. bir de, tanıdığım tanımadığım neredeyse tüm kızlar saç renklerini açmışlar. kızılı, tutuncusu, sarısı, bunların ara tonları falan. etrafta koyu renk saçlı kız kalmamış nerdeyse. tamam izmir, ama bir yere kadar, her allahın kulu sarışın/kızıl değildi burada. bu okulda bu kadar renkli saçlı kız yoktu ya.

biz de bir köşeye oturduk, hatta yayıldık. rinch birilerinin dersten çıkacağından bahsetti, kimseye bulaşmak istemiyordum, boşver dedim. öyle iki sap oturduk bizde.
rinch nestle'nin son günlerde aradığını biliyordu, ben okula gitmeyi kesince önce onunla olduğumu sanmış, kafamı kırmaya niyetlenmiş. halbuki nestle o günden sonra bir daha aramadı, hiçbir yerden de ulaşmaya çalışmadı bana. yanlış alarmmış yani, korkulacak bir durum yokmuş, ben boşuna paniklemişim. acaba paniklemek mi istedim, acaba beni yine arasın ve ben yine dayanamayıp ona gideyim mi istedim ? mis gibi düzenli hayata geçmişim, insanlarla mutualist ilişkilerim var, bunu yine berbat mı etmek istemişim acaba ? diye düşündükçe kendimi boğuyorum, stop thinking Luna bish !

neyse, rinch daha bir iyiydi bu defa. kız kesmekten vazgeçmiş halde ama pek bir amaçsız geldi bana. bende gel seninle yeni bir şeyler yapalım dedim, böyle egzantrik bir hobi edinelim kendimize. bir sürü şey düşündük, sonunda okulun fotoğraf topluluğuna katılmaya karar verdik, niyeyse. işin komik yanı üç ay sonra dönem bitiyor, topluluk falan kalmamıştır ortada, insanları güldüreceğiz arkamızdan ama neylersin. adam bunalımda.
önümüzdeki hafta sınavlar başlayacak, bittikten sonra gidip konuşacağız. hayır ben zaten fotoğraf çekmekten de çekilmekten de hiç hoşlanmam, çok gereksiz gelir bana ama rinch iki dakikada konseptler yarattı, çekim alanları planladı. meğersem adamın içinde bir ara güler yatıyormuş haberimiz yokmuş. o bu kadar gaza gelmişken itiraz edemedim, hem yapacak başka işim de yok. bir de orayı görürüz dedim.



sonra omuzlarımı düşürüp eve geldim, yine dört duvar. yalnız yaşıyorum burada, sonuçta üniversitedeki üçüncü senem, ailemden uzakta olduğumu hissetmiyorum artık. zaten izmirli olduğum için, küçüklüğümden beri her yaz en az bir ay burada kaldığım için en başta da hiç yabancılık çekmemiştim. hala da çekmiyorum. ama eve girip kapıyı kapatınca şehir dışarıda kalıyor sanki. her koşulda o kapının bu tarafında yalnız kalıyorum.
ilk sene birkaç ay yurtta kaldıktan sonra yurttaki oda arkadaşımla eve çıktık. ben onunda benim gibi rahat olmak için eve çıktığını düşünürken kızın fazlaca(!) rahat olabilmek gibi planlarının olduğunu keşfettim. ilk senenin sonunda evleri, hemen ardından da yolları ayırdık. geçen dönem sevgilisiyle eve çıktığını duyduğumda şaşırmadım ama eminim ailesi duysa çooook(!) şaşırırdı.
geçen yılın başında tek başıma eve çıktım, dönem içinde sınıftan bir kız bir süre benimle kaldı - hatta birkaç ay kirayı bölüştük, onun dışında hep yalnız kaldım. bu sene ev arkadaşı aramaya kalktım bir ara, panolara ilan astım. değil aynı evde kalmak, aynı sokaktan geçmekten korkacağım insanlar başvurdu hep (cinsiyet fark etmez yazdığım için sanırım). sonra rinch'in ve xeal'in (okuldan oldukça kafa bir hatun) yakalarına yapıştım ev arkadaşım olun diye, türlü bahaneyle savuşturdular beni. ben de yine yalnız kalakaldım burda. gerçi evin bana maddi bir yükü yok, sahibini ailecek tanıdığımız için kirası gayet uygun. kendim yapmadığım sürece fazla gürültü patırtı seven bir insan da değilim, o yüzden yalnız yaşamak benim için en güzeli. ama arada bir sıkılıyorum işte. bugün de o günlerden biri sanırım, içimi döktüm resmen buraya.

anlata anlata bitiremedi bu defa Luna fırıldağı. shut the f.ck up bish !